Bir tuşla kuş katliamı…

Bir taşla iki kuş, bir taşla üç kuş, derken… Bir tuşla kuş katliamı…

Hemen hemen çoğumuza ilk etapta iktidar-cemaat arasındaki bir mesele gibi gösterilen kasetler, operasyonlar ve sonuçları, bambaşka boyutlara doğru ilerliyor. İktidar’ın mı cemaat kavgası, Cemaat’in mi iktidar kavgası bilinmez… Madem öyle biz de gelin o sevilen, sevinilen başlık ile bizi ilgilendiren boyutlarını ele alalım. Bu başlığın nasıl anlamsızlaşacağını göreceksiniz.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Tarihimizde ilk defa imzaladığımız, İngiltere ve ABD’nin masada olmadığı bir petrol anlaşmasından sonraki sevincim kursağımda kaldı. Irak yönetimi ile imzalar atıldı. Kuzey Irak bölgesindeki petrol akışı fiziksel olarak Türkiye üzerinden pazarlansa da para akışı artık Halkbank yerine, ABD Federal Bank üzerinden ve elbette dolar kuru ile sağlanacak. Daha açık mı olayım bizim topraklarımızın altındaki borudan petrol, ABD’nin borusundan para akacak. Eski düzen, değişen bir şey yok.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Türkiye'deki Müslüman gruplar karşı karşıya bırakılarak, bir çekişme fitne ortamı hazırlandı. Muhafazakârlara karşı bir güvensizlik ortamı yaratıldı. Lügatımıza kimin soktuğu belli olmayan, aslında pek de sevmediğim o deyimleri ile parayla imanın kimde olduğu halen bilinmiyor. Çalışılmış ama klasik İslamofobi tutumu.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

İktidara geldiği günden bu yana 3Y yani; yoksulluk, yasaklar ve yolsuzluk ile mücadele eden bir Başbakan’ın, kendi silahı ile vurulmak istenmesi manidar. Bununla birlikte Başbakan’ın buna karşılık olarak, yolsuzluk iddialarında adları geçen Bakanlarını ve Milletvekillerini görevden alması ya da istifa etmeleri tarihimizde benzeri görülmemiş bir olay. Nitekim geçmişten süregelen, Anadolu deyimi ile “Yedik-içtik Allah bin bereket versin” döneminin kapandığının en büyük göstergesi. Madem bir suç var ortada buyurun, dokunulmazlıkları olmayanlardan başlayarak yargılayın. Çok pardon, yargıya müdahale etmeyecektim.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Bir milli takım maçında, milli bir oyuncunun; kendi lig takımının forması ile sahaya çıkması gibi değerlendirdiğim; kimi kamu kurumları da demeçleri ile olaya müdahil olmaya başladılar.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Türkiye’yi şahlandıracağı düşünülen ve çılgınca görülen; Kanal İstanbul, 3. Boğaz Köprüsü, Nükleer santral ve Bölgenin En Büyük Havaalanı Projeleri engellenmek üzere.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Geçmişte Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik davaları yürüten odaklar ile bugünün yolsuzluk davalarını yürüten odakların aynı olması ile toplumun kafası allak bullak edildi. Hemen hemen herkes, bugünkü doğruysa dünkü de doğru; dünkü yanlışsa bugünkü de yanlış diyemiyor. Hangisini savunursanız savunun, zamanlamalarını dikkate aldığınızda, iki şekilde de “aynı elden” kamu kurumlarına kurulan bir “kumpas” ortaya çıkıyor.

İktidar - Cemaat kavgası büyüyor…

Kimileri de oturmuş ülkelerinin seçilmiş Başbakanı’nı devirecekler diye ellerini ovuşturuyor. Kendilerine ya da muhalefete olan güvensizliği “Demokrasiye olan güvensizlik” şeklinde yorumlayan çevreler; Taksim olaylarının ardından olduğu gibi, “yolsuzluk sandıkta aklanmaz” ifadeleri ile sahadalar. Farkında olmadan hizmet ettikleri anlayış aslında eski hastalığımız; bir darbe beklentisi ve ardından yapılacak seçimlerde kendi istedikleri başa gelene kadar “beğenmedim değiştir” modeli bir istikrarsızlık ya da işleyişi hantallaştıran bir “koalisyon” zemini.

Bir önceki yazımda dediğim gibi;

Kurdun lafıyla koyun kesilmez, tilkinin lafıyla da horoz kesilmez…

Hiçbirimiz yolsuzluğu affetmeyiz de, oynanan bu kirli oyunu ve oyuncularını affedecek miyiz?

Yoksa yine işimize geldiği gibi mi değerlendireceğiz?

Yarın farklı bir parti iktidara geldiğinde, bugünkünden daha şeffaf bir şekilde bu devlet yöneteceklerine garanti verilebilir mi?

Peki aynı ellerden, işlerine gelmeyen bir noktada benzer bir tezgâhla karşılaşmayacaklarına garanti verilebilir mi?

Devlet, tabi ki yol yapacak, hava alanı yapacak, köprü yapacak…

10 yılda trilyon TL’lik vergi aldılar bizden diyorlar. Hesap doğru, peki 10’dan önceki yıllarda kaç trilyon vergi alındı?

Ya da ne yapıldı ne yapılmadı, muhasebesini yaptık mı hiç?

Sözde, “milyonluk” yolsuzluğun peşine düşüp, “milyarlık” zararlar verilmektedir.

Ülkemizde, benim gibi düşünmeyen milyonlarca insan olduğu kadar, benim gibi düşünen de milyonlarca insan var.

Her iki cümleden de ortaya çıkıyor ki bu topraklarda “milyonlarca insan var”.

Bu topraklarda milyonlarca insan varken; bu oyunları çizen, oynayan, yürüten kirli “eller” ile bizim ne işimiz var?

Ya da biz bize yetmiyor muyuz?

Her şeyden önce onların bizim coğrafyamızda ne işi var, ne söz hakkı var?

Çetin ALKAN

31 Aralık 2013 12:21

Yazılar



Google Nedir?

Gün geçtikçe yalnızlaştığımız dünyada, bilmediğimiz konuları ilk olarak danıştığımız Google'a eklenen yeni bir özellik ileride çok tehlikeli boyutlara ulaşacağa benziyor. Devamını oku...




Öyle bir devirdi ki...

Bizden sonra gelenler, bize tur bindirmiş gibi önümüze düşer olmuştu her olduğumuz kulvarda... Cüzdan çalana hırsız, emek çalana zeki diyorlardı. Ne bir delil ne de tanık... Temiz işti...  Devamını oku...




1 bardak çorap, 1 kâse mont, 1 tatlı pantolon!

Yokken paylaşmak (aç olsan da) belki kendinden tok biriyle yiyeceğinin tamamını paylaşmaktır... Varken paylaşmak ise yemek dolu kazanın kapağını sıyırdığın parmağı, aç birinin "gözüne" doğru uzatmaktır...  Devamını oku...




Stoktaki insanlık miktarı!

Kırmızı et ile başlayan, bir dönem patates ile yol alan "stokçu vurgunu" son olarak mercimek ile devam ediyor. Öyle ki geçen yıl 2 Lira'dan satılan mercimeğin kilosu "piyasada bulunmuyor" bahanesi ile 7 Lira'ya kadar ulaştı.  Devamını oku...




Bakın bize de biraz hayvanlık öğrenin!

Kargayı suda boğulmaktan kurtaran ayı, kedinin sütünden beslenmesine izin veren inek, kuzu ile şakalaşan boğa ve daha nicesi. Devamını oku...




“İt gibi mi, karınca gibi mi çalışmalı?”

Çalışmayı “it gibi” lügatımıza sokanlar belli ki “hoşnutsuz” ve “köle” bir toplum yaratmanın uğraşına girmişler “karınca” dururken “iti” seçerek. Devamını oku...




Komşu kızını zapt eyle

Çocukluğumda “dönen filmlerde” askerlik ile özdeşleştirilen “Dilo dilo Yaylaları” duydum duyalı hiç ısınamamıştım. Devamını oku...




Eti kimin, kemiği kimin?

Çocukların eğitiminde, geçmişte “öğretmene” “ustasına” “akrabalarımıza” “komşularımıza” verdiğimiz tam yetkiyi sözüm ona güvenmeyip ellerinden alarak, bilmediğimiz “sanal öğretmenlere” verdik.  Devamını oku...




Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz

Yalanla, dolanla, montajla, bir ülkenin kaderi ile oynamak; “özgürlük” değildir ve hiçbir yabancının ve ülkesine yabancılaşanın da “haddine” değildir.  Devamını oku...




Happy Valentine's day, ey Müslüman!

Öncelikle hepinizin "Valentine's day" inizi kutlar; büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Happy Valentine's day... “Sevgililer gününüz kutlu olsun.” Devamını oku...




Yasal dinleme ve izlemeler

Yaşlı adam, karşılaştığı araştırmacının da Türk olduğunu öğrenince, eline aldığı ankete bir kez daha göz atar ve sorar: - MİT’ten misin? Devamını oku...




Minareyi çalan, kılıfını hazırlar

Başlığı görünce bile heyecanlandığınızı düşünüyorum. Kim bilir neler yazacaktım? Baştan söyleyeyim mesele, minareyi çalan ve kılıfını hazırlayan ya da minaresi çalınan caminin cemaati veya caminin bulunduğu mahalleli ile ilgili değil.  Devamını oku...




Bir tuşla kuş katliamı…

Hemen hemen çoğumuza ilk etapta iktidar-cemaat arasındaki bir mesele gibi gösterilen kasetler, operasyonlar ve sonuçları, bambaşka boyutlara doğru ilerliyor. İktidar’ın mı cemaat kavgası, Cemaat’in mi iktidar kavgası bilinmez… Madem öyle biz de gelin o sevilen, sevinilen başlık ile bizi ilgilendiren boyutlarını ele alalım. Bu başlığın nasıl anlamsızlaşacağını göreceksiniz. Devamını oku...




Kurdun lafıyla koyun, tilkinin lafıyla horoz kesilmez

“Yeni Türkiye, 200 km hızla giden bir otomobildir. Ancak, hem 200 km hızla giderken hem de kendini yenilemek, hızını kesmeden kendini tamir etmek durumundadır” demiştik. Devamını oku...




Philip Morux, evini çok beğenmiş!

Bir asır öncesiydi. Öğleyle ikindi arası bir vakit, Newyork'ta bir kahvede ıhlamurumu yudumlarken, bir taraftan da iş ilanlarına göz atıyordum.  Devamını oku...




Ateistiz dedik de Allah’sızız demedik ya!

Medyanın eseriyiz. Hepimiz başroldeyiz. Araştırmaya ya da okumaya gerek duymayan, dediği yaptığı ile tutarsız, her şeyi bilen hiçbir şeyi bilmeyen çocuklarız. Devamını oku...




Zamanlı, zamansız gündem

Ağızlar kulaklarda, ovuşturuluyor eller. Daha düne kadar “Pensilvanya’dan yönetiliyor bu ülke” diye yakınanlar, son dakika haberler ile Başbakan ve cemaat arası doğru/yanlış dedikoduları paylaşır, yorumlar oldu. Daha düne kadar topyekûn cemaate karşı olan muhalefet, acaba nasıl yanaşırım da oylarını alırım diye kafa yormaya başladı.  Devamını oku...




Soytarılığın sınırı yok mu ulan!

Argo bir kültürdür, küfür değildir. Kendiliğinden gelişir, öyle bilimsel çalışmalara gerek yoktur. .... Ali'ye, Ali Ahmet'e, Ahmet Fikret'e, Fikret İsmet'e... Bir sırası da yoktur yayılırken. Başlatan da bilinmez çoğu zaman.  Devamını oku...




SAVAŞ ne kadar zorsa, BARIŞ o kadar kolaydır

Yazar’ım yazmasına Okunmaz yazdığım gibi… Konuşamayız ya pek Yazalım, okuyalım bildiğimiz gibi… Devamını oku...




Bu da mı gol değil be?

Hepimizin bildiği gibi, Yunanistan'ın ekonomik krizinden dolayı, bu yıl 17. Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yaptık. Devamını oku...




Çılgın projeler, çılgın tezgâhlar

Taksim’e çıkan kime sorarsanız Recep Tayyip Erdoğan’dan rahatsızdır. Diktatör olduğunu, tek adam olduğunu söyleyeceklerdir. Bunun sebebi görmek istenmese de muhalefetin ta kendisidir.  Devamını oku...




Vakit, sargıları çıkarma vaktidir

Gezi Parkı ile başlayarak, sivil direniş adı altındaki eylemler ile renk ayırt etmeksizin hepimizin çeşitli kazanımları oldu. Devamını oku...




Tezgaha geldik!

Çevreyse çevre, vatansa vatan, birlikse birlik, kardeşlikse kardeşlik…  Devamını oku...




Gaza geldik baba!

“Doğruya doğru, yanlışa yanlış” demektir etik olan. Haksızlık karşısında susulması, haksız olana destek olmak ile eşdeğerdir. Devamını oku...




Alkol biter, Laiklik gider...

Anadolu'nun milli içeceğinin rakı olduğunu biliyorum mesela, inanmıyorsanız eski Türk filmlerini izleyin. Biz çocukların, tarih "referansı" zaten bu filmler değil mi? Devamını oku...




Allah'a emanet olun Kemal Bey!

“Kendine dikkat et” dersiniz; kimi tonda “iyiliğini düşünme” kimi tonda “ayağını denk al” gibi algılanır ya, o mesele…  Devamını oku...




Bazı İnsanlar...

Bazı insanlar, mutlu olamazlar hiç... Zengin olmak ister, her şeyim olsun ister, hayrım olsun şerrim olmasın isterler. Bazı insanlar, para pul içinde olur, yine huzursuzdur; huzur ister, saadet ister... Devamını oku...




Kocaeli, Kitap eli…

Biz, Kocaeli'de; özgürlüklerin kısıtlandığı, düşüncelerin, fikirlerin, kitapların yasaklandığı o devrin kapandığına şahit olduk bir kez daha... Devamını oku...




Merhaba, ben Hatay'dan...

Yayın yasağı ile birlikte gerçekleri öğrenemediğinizi biliyorum. Bombalı saldırı sonrası en az 150 ölü var. Ama belli ki bunu televizyonlar sizden gizliyor ya da onlara böyle emredildi. Perişan haldeyiz. İnanmayın onlara…  Devamını oku...




Reyhanlı'dan sonra Suriye

Kuklalar yine sahnedeydi, zamanlama yine dikkat çekiciydi. Başbakan'ın daha önceden planlanan ABD ziyareti - Obama görüşmesi, İsrail - Rusya görüşmesi ve Anneler günü... Devamını oku...




Milletvekili maaşları ve hakları

Milletvekili maaşları ve hakları; 1920’den bu yana, görüşü ne olursa olsun, tüm partilerin anlaşabildiği, yüksek katılım oranı ve kabul edilme yüzdesi en yüksek tek konudur belki de…  Devamını oku...




Bana bıraksanız var ya...

Polis maaşı 2500 TL - Ulaşım bedava, Öğretmen maaşı 2000 TL - Ulaşım 0.80 TL, Asgari ücret 770 TL - Ulaşım 2 TL ise bana adaletten bahsetmeyin... Son zamanlarda türeyen bir sosyal medya tespiti… Devamını oku...




Türkçede england tavuk, germany ördek, france horoz demek!

“Bir Alman, bir İngiliz, bir de Türklerden Temel” diye başlayan fıkralar, yeterince bizi güldürürken, kendimizi aşağılattı diye düşünüyorum.  Devamını oku...




The Ministry of Health of Turkey

"The Ministry of Health of Turkey" yazan Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın eski logosunun değişimine, neden bu kadar rahatsız olduğunuzu anlamadık doğrusu. Bu da doğal ki zaten biz hiçbir şeyi anlayamıyoruz sizin gözünüzde. Devamını oku...




ABD'nin nefsi müdafaa oyunu

ABD’nin ayağının değdiği her yerde, öncesinde mutlaka bir hazırlık olmuştur. Irak, Afganistan, yakın zamanda da Arap Baharı ile yeniden dizayn edilen Orta Doğu’da bunu gördük ve görmeye devam etmekteyiz. Devamını oku...




Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz eşkıyayayız, hepimiz Türk’üz!

Birbirinden tamamen kopuk bu ifadelerin, aynı kitleler tarafından seslendirilmesi ve ortak paydanın “Devlet’in karşısında olmak” olması da düşünüldüğünde, bu kitlelerin özel amaçları artık çıplak gözle de görülebilmektedir.  Devamını oku...




Hepimiz oturduk kendimizi fişliyoruz!

Masamın üzerindeki cep telefonuma baktım… Baktım… Uzun uzun baktım… Kaçınız bana mikrofonun şuan açık olmadığını ve dinlenmediğimi söyleyebilir? Devamını oku...


Şiirler


Ağustos

Üşüdüm öylece kaldım sen yoktun Hiç böyle görmedi beni ağustos Gönlüme bir demir pranga daha Kolaysa gel de bu sevdamı boz  Devamını oku...



Suç oldu!

Pamuk ağır bastı kayaya taşa Huzuru savunmak suç bile oldu Edepsiz çıkmış marş ile başa Edebi savunmak suç bile oldu Devamını oku...



Yaylalar

Hatırlarım dün gibi! Gaz lambasının dibinde Yer sofrasının ortasında peynir eritmesi Etrafında dizili mısır ekmekleri Ve aralarında ev nüfusu kadar çay…  Devamını oku...



Elveda!

Bir sabah belki, belki de kör bir gece Bedenim ayrı ruhum ayrı düşünce Damağım kurur dilimde son üç hece  Devamını oku...


İletişim

Adınız Soyadınız E-Posta Adresiniz Mesajınız