Kurdun lafıyla koyun, tilkinin lafıyla horoz kesilmez

“Yeni Türkiye, 200 km hızla giden bir otomobildir. Ancak, hem 200 km hızla giderken hem de kendini yenilemek, hızını kesmeden kendini tamir etmek durumundadır” demiştik.

… İleride çevirme var, neyse geçtik!

Gündemi sarsan operasyonlar tüm gündemimizi alt üst ederken, bilinmeyenler üzerinden gerçekleşen süreci okumamız da oldukça zorlaşıyor.

Elbette, bir yolsuzluk varsa da yoksa da ortaya çıkartılması, ortak temennimizdir.

En başında belirteyim kimseyi ne aklamaya çalışıyorum ne karalamaya çalışıyorum ne de hüküm veriyorum. Bu benim vazifem değil. Zaten avukat da değilim hâkim de ama herkes kadar işte...

Hukukta, herkes için geçerli bir anlayış vardır ki “Aksi ispatlanmadığı sürece, herkes suçsuzdur”.

Düzenlenen operasyonlardan ziyade, ülkemizde yaratacağı sonuçların üzerinde oldukça çalışılmış olduğu kesin. Bahsi geçen argümanlar, şahıslar ve kurumlara bakıldığında es geçilmeyecek noktalar bulunmaktadır.

Örneğin, para sayma makinesi... “Para sayma makinesi” halkın gözünde oldukça önemlidir. Neden mi? Paran sayılamayacak kadar çoksa, sana bir “para sayma makinesi” gerek. Misal ki benim gecekondu evimde, para sayma makinesi bulunduğunu öğrenen tüm mahalleli benim hakkımda ne düşünürdü? Operasyonda da ilk süreçte aramalarda, bir para sayma makinesi bulunduğu lanse edilse de daha sonra olay yerine emniyet birimlerince, paraları saymak için getirildiği anlaşılmıştır.

Peki, (A)yakkabı (K)utusu… Bir yandan tutuklananların evlerinde “para kasaları” bulundu denirken, diğer yandan da paraların ayakkabı kutularında saklandığı şeklinde yorumlanıyor. Biz de olsak öyle yapardık değil mi? Çelik kasalarımızı da ayakkabı dolabı olarak kullanırdık mesela. Ayakkabı kutularının paraları taşımak için kullanılmak üzere olay yerine yine emniyet birimlerince getirildiği kesin. Ayakkabı kutusunun bu kadar simgeleştirilme çabası baş harflerinden AK yazılması kadar basit değil elbette. Geçmişte Orta Doğu’da bazı liderlere ayakkabı fırlatarak eylemlerde bulunulmuş, miadının dolduğu ve gitmesi gerektiği şeklinde anlam çıkarılmaktaydı. Birilerinin ayakkabı satın aldığı kesin. Simgeleştirilerek de bu anlam yüklendiği ortada.

Ya paralar… Onların hesabı mutlaka açıklanamayacaktır. Doğruysa da yanlışsa da açıklanamayacak niteliktedir. İhtimal dâhilinde olan yolsuzluk ya da rüşvet açıklanamayacak kadar büyük, yani bir açıklaması olmayacak kadar büyük. İhtimal dâhilinde olan, ambargo altındaki İran ile Türkiye arası para trafiğindeki bir teslimat… Evet, o da açıklanamayacak kadar gizli. Örnekler çoğaltılabilir sonuç: Açıklaması zor…

İslamofobi: Dindarlar, Cemaatler böyle yapıyor imajı çizilip, bütün muhafazakârlara ve cemaatlere mal edilerek, bir güvensizlik ortamı yaratılması kabak gibi ortadadır. Daha geçenlerde yolsuzluk yapan eniştesini idam ettiren Kuzey Kore lideri Kim Jong Un ile Türkiye Cumhuriyeti Başbakan’ı Recep Tayyip Erdoğan’ı kıyaslayarak; kendi deyimleri ile “Elin gavuru böyle yapıyor, biz Müslümanlar şöyle yapıyoruz”, “Ee o zaman Müslümanlık kötü, gavur gibi olmak lazım”ın Türkçesidir. Yeri gelmişken, meclislerine yürüyerek giden Batılı vekiller ile koruma ordusu eşliğinde yaşamak zorunda olan devlet büyüklerimizi bence hiç kıyaslamayın bile. Burası Türkiye. O kadar nefret etmemizi istediler ki birbirimize, biri tek başına adım atsa kim vurduya gider. Geçmişte Padişahlarımız da, Mustafa Kemal Atatürk de sıkı bir şekilde korunmak zorunda kalmışlardır. Burası Türkiye diyorum aşağılamak için değil, geri kaldığımız için değil, sınırlı sayıda dostumuz olduğu için!

Operasyon ya da yargı süreci tamamlandığında, tutuklananlar aklansa dahi kurumlar ve kişiler zan altında bırakılmış olacaktır.

Kısaca mevzubahis olan kurum ve kişilere bakalım.

Belki çoğumuzu rahatsız etse de tarihte ilk defa masada İngiltere’nin olmadığı bir petrol anlaşması imzalandı geçenlerde. 2012’de İran’la yapılan anlaşmada olduğu gibi Irak’tan gelecek para da Halkbank üzerinden işleyecektir. Son yıllardaki elde ettiği kârın, geçmişteki tüm zararlarını silecek kadar büyük olan, 2001’de IMF’nin özelleştirmemizi istediği Halkbank… Henüz aralık ayının başında eski MOSSAD ve CIA başkanlarının da aralarında olduğu UANI’ın ABD yönetimine sunduğu raporda; “İran’ın petrol alışverişindeki para transferlerinde kilit bir noktada bulunan Halkbank’ın, giderek daha kritik bir önem kazanacağı ve bunun engellenmesi gerektiği” belirtilmişti. Çok geçmeden vakti geldi,  “Anlaşıldı, tamam” şeklinde cevap bulmuş olmalı.

Operasyonla çocukları tutuklanan Bakanlar… Zafer Çağlayan, yani yukarıda açıklanan kârlı anlaşmaları, kimi altın kimindeyse ABD’nin dolar muhalefetine rağmen TL üzerinden imzalayan Bakan… Muammer Güler, gerek İstanbul Valisi iken gerek bakanlığı döneminde halk tarafından da bitirim olarak tanımlanan bir Bakan… Burada atlamak istemediğim nokta her şeyden önce İç İşleri Bakanı olması, bu olayların son ya da tek değil, daha bir başlangıç olduğunu gösteriyor. Çünkü hesaplarına göre; gerek itibarsızlaştırarak,  gerek sağlıklı düşünmesini engelleyerek olası bir kaos ve iç karışıklık durumunda yetersiz bırakılmış olacaktır.

Bu mesele ne dershane ne tersane…

Çok merak ediyorum, Gezi’nin de bu operasyonların da başlangıcına sebep olarak gördüğüm son ABD ziyaretinde, masaya ne geldi de reddetti Başbakan?

Her şey planlı programlı da unuttukları bir şey var. Bizde; hırsızlık, namus, cinayet söz konusu olunca, sağcıymış solcuymuş bakılmadığı gibi; söz konusu Vatan olduğunda da sağına soluna bakılmaksızın her zaman eskisinden daha güçlü bir şekilde mücadele edilmektedir.”Babamızın oğlu olsa tanımamamız” da bu yüzdendir.

Kurdun lafıyla koyun, tilkinin lafıyla horoz kesen bir millet olsak; Kimileri zamanın İngiltere’sini dinlerken, biz Vahdettin’in Mustafa Kemal’in yanında durup, birlikte Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmazdık.

Bu topraklarda; Fatih’in de Kanuni’nin de Mustafa Kemal’in de arkasında duranlar aynı kişilerdir. Biziz, hepimiz! Eksilmedik çok daha fazlayız.

Biz Mandacılığı Erzurum’da, Sivas’ta, Misak-i Milli ile tüm Yurtta, bir daha masaya getirilmemek üzere reddettik.

Kimse bizi ayak oyunları ile bel altı vuruşlarla tehdit ederek büyümemize, bağımsızlaşmamıza ve esaretine almaya çalışmasın. 

Çetin ALKAN

23 Aralık 2013 10:39

Yazılar



Google Nedir?

Gün geçtikçe yalnızlaştığımız dünyada, bilmediğimiz konuları ilk olarak danıştığımız Google'a eklenen yeni bir özellik ileride çok tehlikeli boyutlara ulaşacağa benziyor. Devamını oku...




Öyle bir devirdi ki...

Bizden sonra gelenler, bize tur bindirmiş gibi önümüze düşer olmuştu her olduğumuz kulvarda... Cüzdan çalana hırsız, emek çalana zeki diyorlardı. Ne bir delil ne de tanık... Temiz işti...  Devamını oku...




1 bardak çorap, 1 kâse mont, 1 tatlı pantolon!

Yokken paylaşmak (aç olsan da) belki kendinden tok biriyle yiyeceğinin tamamını paylaşmaktır... Varken paylaşmak ise yemek dolu kazanın kapağını sıyırdığın parmağı, aç birinin "gözüne" doğru uzatmaktır...  Devamını oku...




Stoktaki insanlık miktarı!

Kırmızı et ile başlayan, bir dönem patates ile yol alan "stokçu vurgunu" son olarak mercimek ile devam ediyor. Öyle ki geçen yıl 2 Lira'dan satılan mercimeğin kilosu "piyasada bulunmuyor" bahanesi ile 7 Lira'ya kadar ulaştı.  Devamını oku...




Bakın bize de biraz hayvanlık öğrenin!

Kargayı suda boğulmaktan kurtaran ayı, kedinin sütünden beslenmesine izin veren inek, kuzu ile şakalaşan boğa ve daha nicesi. Devamını oku...




“İt gibi mi, karınca gibi mi çalışmalı?”

Çalışmayı “it gibi” lügatımıza sokanlar belli ki “hoşnutsuz” ve “köle” bir toplum yaratmanın uğraşına girmişler “karınca” dururken “iti” seçerek. Devamını oku...




Komşu kızını zapt eyle

Çocukluğumda “dönen filmlerde” askerlik ile özdeşleştirilen “Dilo dilo Yaylaları” duydum duyalı hiç ısınamamıştım. Devamını oku...




Eti kimin, kemiği kimin?

Çocukların eğitiminde, geçmişte “öğretmene” “ustasına” “akrabalarımıza” “komşularımıza” verdiğimiz tam yetkiyi sözüm ona güvenmeyip ellerinden alarak, bilmediğimiz “sanal öğretmenlere” verdik.  Devamını oku...




Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz

Yalanla, dolanla, montajla, bir ülkenin kaderi ile oynamak; “özgürlük” değildir ve hiçbir yabancının ve ülkesine yabancılaşanın da “haddine” değildir.  Devamını oku...




Happy Valentine's day, ey Müslüman!

Öncelikle hepinizin "Valentine's day" inizi kutlar; büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Happy Valentine's day... “Sevgililer gününüz kutlu olsun.” Devamını oku...




Yasal dinleme ve izlemeler

Yaşlı adam, karşılaştığı araştırmacının da Türk olduğunu öğrenince, eline aldığı ankete bir kez daha göz atar ve sorar: - MİT’ten misin? Devamını oku...




Minareyi çalan, kılıfını hazırlar

Başlığı görünce bile heyecanlandığınızı düşünüyorum. Kim bilir neler yazacaktım? Baştan söyleyeyim mesele, minareyi çalan ve kılıfını hazırlayan ya da minaresi çalınan caminin cemaati veya caminin bulunduğu mahalleli ile ilgili değil.  Devamını oku...




Bir tuşla kuş katliamı…

Hemen hemen çoğumuza ilk etapta iktidar-cemaat arasındaki bir mesele gibi gösterilen kasetler, operasyonlar ve sonuçları, bambaşka boyutlara doğru ilerliyor. İktidar’ın mı cemaat kavgası, Cemaat’in mi iktidar kavgası bilinmez… Madem öyle biz de gelin o sevilen, sevinilen başlık ile bizi ilgilendiren boyutlarını ele alalım. Bu başlığın nasıl anlamsızlaşacağını göreceksiniz. Devamını oku...




Kurdun lafıyla koyun, tilkinin lafıyla horoz kesilmez

“Yeni Türkiye, 200 km hızla giden bir otomobildir. Ancak, hem 200 km hızla giderken hem de kendini yenilemek, hızını kesmeden kendini tamir etmek durumundadır” demiştik. Devamını oku...




Philip Morux, evini çok beğenmiş!

Bir asır öncesiydi. Öğleyle ikindi arası bir vakit, Newyork'ta bir kahvede ıhlamurumu yudumlarken, bir taraftan da iş ilanlarına göz atıyordum.  Devamını oku...




Ateistiz dedik de Allah’sızız demedik ya!

Medyanın eseriyiz. Hepimiz başroldeyiz. Araştırmaya ya da okumaya gerek duymayan, dediği yaptığı ile tutarsız, her şeyi bilen hiçbir şeyi bilmeyen çocuklarız. Devamını oku...




Zamanlı, zamansız gündem

Ağızlar kulaklarda, ovuşturuluyor eller. Daha düne kadar “Pensilvanya’dan yönetiliyor bu ülke” diye yakınanlar, son dakika haberler ile Başbakan ve cemaat arası doğru/yanlış dedikoduları paylaşır, yorumlar oldu. Daha düne kadar topyekûn cemaate karşı olan muhalefet, acaba nasıl yanaşırım da oylarını alırım diye kafa yormaya başladı.  Devamını oku...




Soytarılığın sınırı yok mu ulan!

Argo bir kültürdür, küfür değildir. Kendiliğinden gelişir, öyle bilimsel çalışmalara gerek yoktur. .... Ali'ye, Ali Ahmet'e, Ahmet Fikret'e, Fikret İsmet'e... Bir sırası da yoktur yayılırken. Başlatan da bilinmez çoğu zaman.  Devamını oku...




SAVAŞ ne kadar zorsa, BARIŞ o kadar kolaydır

Yazar’ım yazmasına Okunmaz yazdığım gibi… Konuşamayız ya pek Yazalım, okuyalım bildiğimiz gibi… Devamını oku...




Bu da mı gol değil be?

Hepimizin bildiği gibi, Yunanistan'ın ekonomik krizinden dolayı, bu yıl 17. Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yaptık. Devamını oku...




Çılgın projeler, çılgın tezgâhlar

Taksim’e çıkan kime sorarsanız Recep Tayyip Erdoğan’dan rahatsızdır. Diktatör olduğunu, tek adam olduğunu söyleyeceklerdir. Bunun sebebi görmek istenmese de muhalefetin ta kendisidir.  Devamını oku...




Vakit, sargıları çıkarma vaktidir

Gezi Parkı ile başlayarak, sivil direniş adı altındaki eylemler ile renk ayırt etmeksizin hepimizin çeşitli kazanımları oldu. Devamını oku...




Tezgaha geldik!

Çevreyse çevre, vatansa vatan, birlikse birlik, kardeşlikse kardeşlik…  Devamını oku...




Gaza geldik baba!

“Doğruya doğru, yanlışa yanlış” demektir etik olan. Haksızlık karşısında susulması, haksız olana destek olmak ile eşdeğerdir. Devamını oku...




Alkol biter, Laiklik gider...

Anadolu'nun milli içeceğinin rakı olduğunu biliyorum mesela, inanmıyorsanız eski Türk filmlerini izleyin. Biz çocukların, tarih "referansı" zaten bu filmler değil mi? Devamını oku...




Allah'a emanet olun Kemal Bey!

“Kendine dikkat et” dersiniz; kimi tonda “iyiliğini düşünme” kimi tonda “ayağını denk al” gibi algılanır ya, o mesele…  Devamını oku...




Bazı İnsanlar...

Bazı insanlar, mutlu olamazlar hiç... Zengin olmak ister, her şeyim olsun ister, hayrım olsun şerrim olmasın isterler. Bazı insanlar, para pul içinde olur, yine huzursuzdur; huzur ister, saadet ister... Devamını oku...




Kocaeli, Kitap eli…

Biz, Kocaeli'de; özgürlüklerin kısıtlandığı, düşüncelerin, fikirlerin, kitapların yasaklandığı o devrin kapandığına şahit olduk bir kez daha... Devamını oku...




Merhaba, ben Hatay'dan...

Yayın yasağı ile birlikte gerçekleri öğrenemediğinizi biliyorum. Bombalı saldırı sonrası en az 150 ölü var. Ama belli ki bunu televizyonlar sizden gizliyor ya da onlara böyle emredildi. Perişan haldeyiz. İnanmayın onlara…  Devamını oku...




Reyhanlı'dan sonra Suriye

Kuklalar yine sahnedeydi, zamanlama yine dikkat çekiciydi. Başbakan'ın daha önceden planlanan ABD ziyareti - Obama görüşmesi, İsrail - Rusya görüşmesi ve Anneler günü... Devamını oku...




Milletvekili maaşları ve hakları

Milletvekili maaşları ve hakları; 1920’den bu yana, görüşü ne olursa olsun, tüm partilerin anlaşabildiği, yüksek katılım oranı ve kabul edilme yüzdesi en yüksek tek konudur belki de…  Devamını oku...




Bana bıraksanız var ya...

Polis maaşı 2500 TL - Ulaşım bedava, Öğretmen maaşı 2000 TL - Ulaşım 0.80 TL, Asgari ücret 770 TL - Ulaşım 2 TL ise bana adaletten bahsetmeyin... Son zamanlarda türeyen bir sosyal medya tespiti… Devamını oku...




Türkçede england tavuk, germany ördek, france horoz demek!

“Bir Alman, bir İngiliz, bir de Türklerden Temel” diye başlayan fıkralar, yeterince bizi güldürürken, kendimizi aşağılattı diye düşünüyorum.  Devamını oku...




The Ministry of Health of Turkey

"The Ministry of Health of Turkey" yazan Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın eski logosunun değişimine, neden bu kadar rahatsız olduğunuzu anlamadık doğrusu. Bu da doğal ki zaten biz hiçbir şeyi anlayamıyoruz sizin gözünüzde. Devamını oku...




ABD'nin nefsi müdafaa oyunu

ABD’nin ayağının değdiği her yerde, öncesinde mutlaka bir hazırlık olmuştur. Irak, Afganistan, yakın zamanda da Arap Baharı ile yeniden dizayn edilen Orta Doğu’da bunu gördük ve görmeye devam etmekteyiz. Devamını oku...




Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz eşkıyayayız, hepimiz Türk’üz!

Birbirinden tamamen kopuk bu ifadelerin, aynı kitleler tarafından seslendirilmesi ve ortak paydanın “Devlet’in karşısında olmak” olması da düşünüldüğünde, bu kitlelerin özel amaçları artık çıplak gözle de görülebilmektedir.  Devamını oku...




Hepimiz oturduk kendimizi fişliyoruz!

Masamın üzerindeki cep telefonuma baktım… Baktım… Uzun uzun baktım… Kaçınız bana mikrofonun şuan açık olmadığını ve dinlenmediğimi söyleyebilir? Devamını oku...


Şiirler


Ağustos

Üşüdüm öylece kaldım sen yoktun Hiç böyle görmedi beni ağustos Gönlüme bir demir pranga daha Kolaysa gel de bu sevdamı boz  Devamını oku...



Suç oldu!

Pamuk ağır bastı kayaya taşa Huzuru savunmak suç bile oldu Edepsiz çıkmış marş ile başa Edebi savunmak suç bile oldu Devamını oku...



Yaylalar

Hatırlarım dün gibi! Gaz lambasının dibinde Yer sofrasının ortasında peynir eritmesi Etrafında dizili mısır ekmekleri Ve aralarında ev nüfusu kadar çay…  Devamını oku...



Elveda!

Bir sabah belki, belki de kör bir gece Bedenim ayrı ruhum ayrı düşünce Damağım kurur dilimde son üç hece  Devamını oku...


İletişim

Adınız Soyadınız E-Posta Adresiniz Mesajınız