Milletvekili maaşları ve hakları

Milletvekili maaşları ve hakları; 1920’den bu yana, görüşü ne olursa olsun, tüm partilerin anlaşabildiği, yüksek katılım oranı ve kabul edilme yüzdesi en yüksek tek konudur belki de…

Bir yasa teklifi gelir, kavgaya kadar gider. Soru önergesi gelir, kürsü basılır. Halk anayasa ister, uzar da uzar…

Mevzu vekil maaşı veya hakları ise; meydanlarda “Halk kan ağlıyor, asgari ücret yetersiz…”, “Emekliye verilen zamlar çok yetersiz” “Çiftçinin hali perişan” diyenlerin de desteği ile oturulur tatlı tatlı, medenice konuşulur, karşılıklı fikirler ile aynı gün, aynı saatte o yasa kabul edilir.

Peki, bu konuda medenice konuşmayı başarabiliyorsak, neden bunu diğer önemli konularda başaramıyoruz?

Her yasa teklifi geldiğinde karşımıza, bu yasa Türkiye’nin ve vekili olduğum milletin, yakın ya da uzak gelecekte yararına mı, zararına mı diye tartmak yerine; neden bu yasa teklifine karşı sergilediğim tutum, benim partimin oyunu azaltır mı, arttırır mı diye düşünüyoruz?

Şahsi düşüncemdir, kimseyi bağlamaz benden başka;

Eskiden de bugün de milletvekillerinin kendilerine yaptığı o yüksek zamları anlayabiliyorum.

Bu görüşümü, çok saçma gördüğünüzün farkındayım.

Bu görüşü dayandırdığım ve Milletvekili olmanın ne derece zor bir meslek olduğunu birkaç maddede açıklayayım;

Milletvekili iseniz;

1. Seçildiğiniz il ile Ankara arasında sürekli mekik dokumak zorundasınız.

2. Partinizin görevlendirdiği diğer illere ya da yurt dışında bulunmanız gerekecektir.

3. Eski yaşantınızdan kopmanız, ailenize, dostlarınıza daha az vakit ayırmanız gerekecek ve korumasız hiç bir yere gidemeyeceksiniz.

4. Her zaman halkın arasında olmanız, düğünüdür, cemiyetidir bahşişsiz es geçmemeniz gerekir.

5. Bir yakınınız, hemşehriniz ziyaretinize geldiğinde, ekmek arası tavuk döner ya da simit çay ısmarlayamazsınız.

6. Siz de bir yakınınızı ziyaret ettiğinizde, eli boş gidemeyeceksiniz.

7. Bayramda seyranda, normal bir ortamda çocuklar elinizi öptüğünde öyle 5-10 TL eline/cebine sıkıştıramazsınız.

8. Mahalle arası bir evde oturmanız, güvenliğiniz açısından hiç mantıklı değildir. Seveniniz çoksa da illaki sevmeyeniniz de vardır. Daha geniş, güvenlikli ve seçkin mekânlar tercih etmelisiniz.

9. Çocuklarınızın da halkın arasından koparılması, özel okullarda eğitilmesi gerekir. Malum, mahalle dedikodu kazanı; zayıf bir not alması ve bunun duyulması sizi rencide etmeye yetecektir.

10. Çocuklarınız ve eşinizin halk otobüsleri ile ulaşımı söz konusu olmayacaktır. Özel araç ile gidecekleri yere götürülmesi, getirilmesi gerekir.

Yukarıda saydığım bu on basit madde sadece kısa örnek niteliğindedir.

Buna karşılık olarak bana, daha önce duymuş olduğunuz, Avrupa’daki vekilleri örnek vereceksiniz. Diyeceksiniz ki onlar toplu ulaşım ile, bisiklet ile parlamentolarına gidiyor, bizimkilerin ise özel, resmi vs. bir sürü araçları var. Diyeceksiniz Avrupa’da vekiller, halkın arasında yaşıyor, bizimkiler lüks villalarda…

Yazdığım iki satır gündeme olumlu yaklaşım ile, ben bile kendi tabirleri ile “AKP yalakası, PKK sempatizanı, ABD uşağı” oldum. Düşünün artık bir vekilin halini…

Henüz zamanı var…

O zamanın geldiğini ancak, Galatasaray - Fenerbahçe taraftarlarının el ele, kol kola aynı koltuklarda oturarak takımlarını desteklediğinde anlayabiliriz.

Burası Türkiye Cumhuriyeti… ve bizim halen ciddi hazımsızlık ve olgunluk sorunlarımız var…

Cahillik deyip geçilemeyecek işler yapabiliriz.

Ümüğünü sıkarız, adamın otursalar mahallemizde…

Çocuğunu dışlarız, çocukları örgütleyip… Lakaplar taktırırız, ağlatır göndeririz babasına, annesine…

Suratına bakmayız, bir daha yanına gittiğimizde bize yemek yedirmezse…

Pazara gitse, 2 TL’lik domatese esnaf, siyasi görüşüne göre “Sana 10 Lira Paşam” demeyeceğine söz veremeyiz…

Lastiğini patlatırız, meclisteki oylamaya yetişemesin diye…

Varsın, bizden çok olsun maaşları...

Çok olsun ki sağa sola, yetimin hakkına kaymasın gözleri…

Çalıştığımız yüz kişilik bir fabrikanın müdürünün maaşını, doktor, banka şube müdürü, işletme genel müdürü, CEO maaşının ne seviyede olduğunu düşündüğümde; eğri ya da doğru bir şekilde Türkiye’nin geçmişi ve geleceği ile meşgul olan, kendi seçtiğimiz 550 vekilin maaşını, görüşü her ne olursa olsun çok görmüyorum.

Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının seçme ve seçilme hakkı vardır…

Bu gün bu yazımı eleştirenler ya da eleştirecek kişiler, yarın Milletvekili olduklarında; köydeki/mahalledeki evlerinden taşınmayacak, çocuklarını köy/mahalle okulunda okutacak, makam arabası ile değil bisikleti ile gideceği yere gidecek, devletin kasasından tek kuruş para harcamayacak ve eski yaşantısından kopmayarak görevini yürütecek kişilerdir.

Ve sizden rica ediyorum, bir sonraki seçimlerde onları seçelim.

Çetin ALKAN

09 Mayıs 2013 Perşembe 15:51

Yazılar



Google Nedir?

Gün geçtikçe yalnızlaştığımız dünyada, bilmediğimiz konuları ilk olarak danıştığımız Google'a eklenen yeni bir özellik ileride çok tehlikeli boyutlara ulaşacağa benziyor. Devamını oku...




Öyle bir devirdi ki...

Bizden sonra gelenler, bize tur bindirmiş gibi önümüze düşer olmuştu her olduğumuz kulvarda... Cüzdan çalana hırsız, emek çalana zeki diyorlardı. Ne bir delil ne de tanık... Temiz işti...  Devamını oku...




1 bardak çorap, 1 kâse mont, 1 tatlı pantolon!

Yokken paylaşmak (aç olsan da) belki kendinden tok biriyle yiyeceğinin tamamını paylaşmaktır... Varken paylaşmak ise yemek dolu kazanın kapağını sıyırdığın parmağı, aç birinin "gözüne" doğru uzatmaktır...  Devamını oku...




Stoktaki insanlık miktarı!

Kırmızı et ile başlayan, bir dönem patates ile yol alan "stokçu vurgunu" son olarak mercimek ile devam ediyor. Öyle ki geçen yıl 2 Lira'dan satılan mercimeğin kilosu "piyasada bulunmuyor" bahanesi ile 7 Lira'ya kadar ulaştı.  Devamını oku...




Bakın bize de biraz hayvanlık öğrenin!

Kargayı suda boğulmaktan kurtaran ayı, kedinin sütünden beslenmesine izin veren inek, kuzu ile şakalaşan boğa ve daha nicesi. Devamını oku...




“İt gibi mi, karınca gibi mi çalışmalı?”

Çalışmayı “it gibi” lügatımıza sokanlar belli ki “hoşnutsuz” ve “köle” bir toplum yaratmanın uğraşına girmişler “karınca” dururken “iti” seçerek. Devamını oku...




Komşu kızını zapt eyle

Çocukluğumda “dönen filmlerde” askerlik ile özdeşleştirilen “Dilo dilo Yaylaları” duydum duyalı hiç ısınamamıştım. Devamını oku...




Eti kimin, kemiği kimin?

Çocukların eğitiminde, geçmişte “öğretmene” “ustasına” “akrabalarımıza” “komşularımıza” verdiğimiz tam yetkiyi sözüm ona güvenmeyip ellerinden alarak, bilmediğimiz “sanal öğretmenlere” verdik.  Devamını oku...




Ava gelmez kuş olmaz, başa gelmez iş olmaz

Yalanla, dolanla, montajla, bir ülkenin kaderi ile oynamak; “özgürlük” değildir ve hiçbir yabancının ve ülkesine yabancılaşanın da “haddine” değildir.  Devamını oku...




Happy Valentine's day, ey Müslüman!

Öncelikle hepinizin "Valentine's day" inizi kutlar; büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim. Happy Valentine's day... “Sevgililer gününüz kutlu olsun.” Devamını oku...




Yasal dinleme ve izlemeler

Yaşlı adam, karşılaştığı araştırmacının da Türk olduğunu öğrenince, eline aldığı ankete bir kez daha göz atar ve sorar: - MİT’ten misin? Devamını oku...




Minareyi çalan, kılıfını hazırlar

Başlığı görünce bile heyecanlandığınızı düşünüyorum. Kim bilir neler yazacaktım? Baştan söyleyeyim mesele, minareyi çalan ve kılıfını hazırlayan ya da minaresi çalınan caminin cemaati veya caminin bulunduğu mahalleli ile ilgili değil.  Devamını oku...




Bir tuşla kuş katliamı…

Hemen hemen çoğumuza ilk etapta iktidar-cemaat arasındaki bir mesele gibi gösterilen kasetler, operasyonlar ve sonuçları, bambaşka boyutlara doğru ilerliyor. İktidar’ın mı cemaat kavgası, Cemaat’in mi iktidar kavgası bilinmez… Madem öyle biz de gelin o sevilen, sevinilen başlık ile bizi ilgilendiren boyutlarını ele alalım. Bu başlığın nasıl anlamsızlaşacağını göreceksiniz. Devamını oku...




Kurdun lafıyla koyun, tilkinin lafıyla horoz kesilmez

“Yeni Türkiye, 200 km hızla giden bir otomobildir. Ancak, hem 200 km hızla giderken hem de kendini yenilemek, hızını kesmeden kendini tamir etmek durumundadır” demiştik. Devamını oku...




Philip Morux, evini çok beğenmiş!

Bir asır öncesiydi. Öğleyle ikindi arası bir vakit, Newyork'ta bir kahvede ıhlamurumu yudumlarken, bir taraftan da iş ilanlarına göz atıyordum.  Devamını oku...




Ateistiz dedik de Allah’sızız demedik ya!

Medyanın eseriyiz. Hepimiz başroldeyiz. Araştırmaya ya da okumaya gerek duymayan, dediği yaptığı ile tutarsız, her şeyi bilen hiçbir şeyi bilmeyen çocuklarız. Devamını oku...




Zamanlı, zamansız gündem

Ağızlar kulaklarda, ovuşturuluyor eller. Daha düne kadar “Pensilvanya’dan yönetiliyor bu ülke” diye yakınanlar, son dakika haberler ile Başbakan ve cemaat arası doğru/yanlış dedikoduları paylaşır, yorumlar oldu. Daha düne kadar topyekûn cemaate karşı olan muhalefet, acaba nasıl yanaşırım da oylarını alırım diye kafa yormaya başladı.  Devamını oku...




Soytarılığın sınırı yok mu ulan!

Argo bir kültürdür, küfür değildir. Kendiliğinden gelişir, öyle bilimsel çalışmalara gerek yoktur. .... Ali'ye, Ali Ahmet'e, Ahmet Fikret'e, Fikret İsmet'e... Bir sırası da yoktur yayılırken. Başlatan da bilinmez çoğu zaman.  Devamını oku...




SAVAŞ ne kadar zorsa, BARIŞ o kadar kolaydır

Yazar’ım yazmasına Okunmaz yazdığım gibi… Konuşamayız ya pek Yazalım, okuyalım bildiğimiz gibi… Devamını oku...




Bu da mı gol değil be?

Hepimizin bildiği gibi, Yunanistan'ın ekonomik krizinden dolayı, bu yıl 17. Akdeniz Oyunları'na ev sahipliği yaptık. Devamını oku...




Çılgın projeler, çılgın tezgâhlar

Taksim’e çıkan kime sorarsanız Recep Tayyip Erdoğan’dan rahatsızdır. Diktatör olduğunu, tek adam olduğunu söyleyeceklerdir. Bunun sebebi görmek istenmese de muhalefetin ta kendisidir.  Devamını oku...




Vakit, sargıları çıkarma vaktidir

Gezi Parkı ile başlayarak, sivil direniş adı altındaki eylemler ile renk ayırt etmeksizin hepimizin çeşitli kazanımları oldu. Devamını oku...




Tezgaha geldik!

Çevreyse çevre, vatansa vatan, birlikse birlik, kardeşlikse kardeşlik…  Devamını oku...




Gaza geldik baba!

“Doğruya doğru, yanlışa yanlış” demektir etik olan. Haksızlık karşısında susulması, haksız olana destek olmak ile eşdeğerdir. Devamını oku...




Alkol biter, Laiklik gider...

Anadolu'nun milli içeceğinin rakı olduğunu biliyorum mesela, inanmıyorsanız eski Türk filmlerini izleyin. Biz çocukların, tarih "referansı" zaten bu filmler değil mi? Devamını oku...




Allah'a emanet olun Kemal Bey!

“Kendine dikkat et” dersiniz; kimi tonda “iyiliğini düşünme” kimi tonda “ayağını denk al” gibi algılanır ya, o mesele…  Devamını oku...




Bazı İnsanlar...

Bazı insanlar, mutlu olamazlar hiç... Zengin olmak ister, her şeyim olsun ister, hayrım olsun şerrim olmasın isterler. Bazı insanlar, para pul içinde olur, yine huzursuzdur; huzur ister, saadet ister... Devamını oku...




Kocaeli, Kitap eli…

Biz, Kocaeli'de; özgürlüklerin kısıtlandığı, düşüncelerin, fikirlerin, kitapların yasaklandığı o devrin kapandığına şahit olduk bir kez daha... Devamını oku...




Merhaba, ben Hatay'dan...

Yayın yasağı ile birlikte gerçekleri öğrenemediğinizi biliyorum. Bombalı saldırı sonrası en az 150 ölü var. Ama belli ki bunu televizyonlar sizden gizliyor ya da onlara böyle emredildi. Perişan haldeyiz. İnanmayın onlara…  Devamını oku...




Reyhanlı'dan sonra Suriye

Kuklalar yine sahnedeydi, zamanlama yine dikkat çekiciydi. Başbakan'ın daha önceden planlanan ABD ziyareti - Obama görüşmesi, İsrail - Rusya görüşmesi ve Anneler günü... Devamını oku...




Milletvekili maaşları ve hakları

Milletvekili maaşları ve hakları; 1920’den bu yana, görüşü ne olursa olsun, tüm partilerin anlaşabildiği, yüksek katılım oranı ve kabul edilme yüzdesi en yüksek tek konudur belki de…  Devamını oku...




Bana bıraksanız var ya...

Polis maaşı 2500 TL - Ulaşım bedava, Öğretmen maaşı 2000 TL - Ulaşım 0.80 TL, Asgari ücret 770 TL - Ulaşım 2 TL ise bana adaletten bahsetmeyin... Son zamanlarda türeyen bir sosyal medya tespiti… Devamını oku...




Türkçede england tavuk, germany ördek, france horoz demek!

“Bir Alman, bir İngiliz, bir de Türklerden Temel” diye başlayan fıkralar, yeterince bizi güldürürken, kendimizi aşağılattı diye düşünüyorum.  Devamını oku...




The Ministry of Health of Turkey

"The Ministry of Health of Turkey" yazan Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı'nın eski logosunun değişimine, neden bu kadar rahatsız olduğunuzu anlamadık doğrusu. Bu da doğal ki zaten biz hiçbir şeyi anlayamıyoruz sizin gözünüzde. Devamını oku...




ABD'nin nefsi müdafaa oyunu

ABD’nin ayağının değdiği her yerde, öncesinde mutlaka bir hazırlık olmuştur. Irak, Afganistan, yakın zamanda da Arap Baharı ile yeniden dizayn edilen Orta Doğu’da bunu gördük ve görmeye devam etmekteyiz. Devamını oku...




Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz eşkıyayayız, hepimiz Türk’üz!

Birbirinden tamamen kopuk bu ifadelerin, aynı kitleler tarafından seslendirilmesi ve ortak paydanın “Devlet’in karşısında olmak” olması da düşünüldüğünde, bu kitlelerin özel amaçları artık çıplak gözle de görülebilmektedir.  Devamını oku...




Hepimiz oturduk kendimizi fişliyoruz!

Masamın üzerindeki cep telefonuma baktım… Baktım… Uzun uzun baktım… Kaçınız bana mikrofonun şuan açık olmadığını ve dinlenmediğimi söyleyebilir? Devamını oku...


Şiirler


Ağustos

Üşüdüm öylece kaldım sen yoktun Hiç böyle görmedi beni ağustos Gönlüme bir demir pranga daha Kolaysa gel de bu sevdamı boz  Devamını oku...



Suç oldu!

Pamuk ağır bastı kayaya taşa Huzuru savunmak suç bile oldu Edepsiz çıkmış marş ile başa Edebi savunmak suç bile oldu Devamını oku...



Yaylalar

Hatırlarım dün gibi! Gaz lambasının dibinde Yer sofrasının ortasında peynir eritmesi Etrafında dizili mısır ekmekleri Ve aralarında ev nüfusu kadar çay…  Devamını oku...



Elveda!

Bir sabah belki, belki de kör bir gece Bedenim ayrı ruhum ayrı düşünce Damağım kurur dilimde son üç hece  Devamını oku...


İletişim

Adınız Soyadınız E-Posta Adresiniz Mesajınız