Allah’a emanet olun Kemal Bey!

Türkçe’nin böyle bir yanı vardır… Bir cümleyi iyi niyetle söylerseniz başka, kötü niyetle söylerseniz başka algılanır.

“Kendine dikkat et” dersiniz; kimi tonda “iyiliğini düşünme” kimi tonda “ayağını denk al” gibi algılanır ya, o mesele…

O yüzden yanlış anlaşılmasın, tehdit mahiyetinde değil bu atılan başlık ve yazılanlar.

CHP, yeni seçim açılımının ilk örneğini İzmir’de verdi… Duyurdu ajanslar… 31 bin partili ile ev ziyaretlerine başlanacakmış ve kitapçıklar basılmış sayfa sayfa…

Geçmişten ders alınmış olmalı, her satırda her başlıkta bu açıkça görünüyor…

Her görüşe, her fikre saygımız vardır. Böyle yetiştik, böyle gördük, böyle biliriz demokrasiyi…

Hayatımda, en yakın en uzak dostlarımı veya tanısam tanımasam hiç kimseyi; desteklediği parti, tuttuğu takım ile bağdaşlaştırıp değerlendirmeyi hiç doğru bulmuyorum.

Bu yazımı yazmamın temel nedeni o kitapçıkta verilen “öğütler”…

Onları zaten herhangi bir sayfadan bulabilirsiniz, aşağıdakilerse o madde madde yazılanlara şahsi yorumumdur…

Kemal Bey’in halka olan bakış açısının bu değişimi ve halktan biri olmanın verdiği rahatlık ile:

Selam Aleyküm Kemal Bey,

Bundan önce, çok heyecanlı davranıldığı için mi bütün seçimler kaybedildi, merak ediyorum…

Artık, kesin ve olumsuz ön yargılarınızı bir kenara bırakın demekle, halkı koyun gibi görmekten kurtulalım mı demek istediniz?

Dış giyiminize dikkat edin… Muhafazakâr bir eve giriyorsanız diz altı etek, modern bir eve giriyorsanız mini giyinebilirsiniz…

Çağdaş bir aileye ziyarete gidiyorsanız, giriş olarak “Günaydın” veya “İyi günler”, muhafazakâr bir eve giriyorsanız “Selam aleyküm” kafi…

Eve ayakkabı ile girmeyin sakın. Geçtiğimiz dönemde bu hatayı yaptık, gazetelere manşet olduk maazallah…

Bunu mu demek istediniz?

Halkla samimi olun, adını sorun öğrenin, tanıyormuş gibi yapın… Ama ilk tanıştığınız kişilere çok da yakın ifadeler kullanarak abartmayın…

Süslü söylemler kullanmayın, doğal olun halkın ağzı ile konuşun…
N’aber be ya? Aynı be ya… Ne olacak bu ülkenin hali be ya? gibi…

Gülümseyin, sempatik olun, içinizde o eve giriş amacınız sizi bulandırsa da…

Hiç kimse öğüt almaktan hoşlanmaz… Yıllardır bu konuda yaptığımız yanlışlarla deşifre olduk… artık öğütlere, öykülere, hikayelere inanmıyorlar…

Tartışmaktan kaçının, yoksa her tartışmada olduğu gibi; her iki taraf kendi düşüncelerine daha sıkı sarılırsa, kaybeden biz oluruz…

Ilımlı yaklaşın karşınızdakine, tıpkı bir dost “gibi” davranın…

Hayır diyerek söze başlamayın… Referandumdan ders çıkaralım mesela… Herkes evet dedi, kaybeden biz olduk…

Kemal Bey, bunu mu demek istediniz?

Gözlerinin içine bakın konuştuğunuz kişinin. Dinlediğinizi gösterin… Başınızı sallayın “hıhı” “hmm” “Allah Allah” “Bak sen…” gibi ifadelerle…

Ayrılırken de ilk girişte olduğu gibi renk durumuna göre seçenekleriniz var;

“Hoşça kal”… “Allah’a ısmarladık”… “Hayırlı günler”

Yeni yazdığınız bir twitte “Artık Google’a diktatör yazdığımızda “Recep Tayyip Erdoğan mı demek istediniz” diye soruyor.” demiştiniz.

Size güvenmiştim oysa ve yazdım… Ama öyle bir öneri gelmedi… Biri sizi fena kandırmış yine… Ah o yaramaz çocuklar…

Size koştum hemen… Sayın @kilicdarogluk Google’a diktatör yazdım sonuçlarda öyle bir ifade yok! “Atatürk diktatör müydü” yazıyor Siz bunu mu demek istediniz? dedim…

Ama diyen kim, dikkate almadınız bile…

Önemli değil, kırgın değilim, Allah’a emanet olun Kemal Bey…

Hatırladım da bu ilk değil…

Çarşafa dolanma, Kur’an-ı Kerim’i ters tutma gibi…

Referandumda da böyle bir açılım vardı değil mi? Bildiri dağıtanlar, “Hayır”lı işler… “Hayır”lı günler… diyerek gözlerimizin içine bakıyorlardı…

Ne kadar samimiydi?

Eminim ki en büyük zararı da onlar gördüler, oylamadan sonraki günlerde…

Birileri onlara, her “Hayırlı işler” dediğinde…

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

You may also like...