Bana bıraksanız var ya…

Polis maaşı 2500 TL – Ulaşım bedava, Öğretmen maaşı 2000 TL – Ulaşım 0.80 TL, Asgari ücret 770 TL – Ulaşım 2 TL ise bana adaletten bahsetmeyin…

Son zamanlarda türeyen bir sosyal medya tespiti…

Peki, adaletten bahsetmeyeceğim.

Sadece bu kadar mı?

Gazi ve eşi, şehit eşleri ile anne ve babaları, posta dağıtıcıları, subay, astsubay ve uzman erbaşlar, zabıtalar, engelliler ve sarı basın kartı sahibi basın görevlileri ücretsiz..

Tabi ki bu kısımlar işlerine gelmediği için belirtilmemiş.

Elbette asgari ücretin yeterli seviyede olduğunu düşünmüyorum. Bana asgari ücreti, 2.000TL yapacak bir babayiğit gösterin, elini öperim. Gösteremezsiniz çünkü 1996’da, kendi döneminde memura \%30, asgari ücrete \%102, memur emeklisine \%121, BAĞ-KUR emeklisine \%300 zam yapan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Allah’ın rahmetine kavuştu…

Yaptı da ne oldu, kime yarandı, türlü oyunlarla 28 Şubat ile iktidarından oldu…

“Adil düzene geçilecek. Bu kesin. Bütün mesele bu, geçiş dönemi yumuşak mı olacak, sert mi olacak? Kanlı mı olacak, kansız mı olacak?” sözü bize meselenin derinliğini yeterince açıklamaya yetmedi mi?

Siz o zaman neredeydiniz?

Laiklik elden gidiyor diye meydanlardaydınız…

Adaletten bahsetmiyorum, istediğiniz gibi…

Öyle havadan, rezidanslardan da yazmıyorum size…

Sene 2000’ler… Öyle milattan önce de değil…

Asgari ücretten çok daha düşük ücretle çalıştığım işlerim oldu benim. Yolsuz, yemeksiz, haksız… Üstelik üniversite mezunuydum. Empati kurmayı başaramayız çoğu zaman, kimininse zaten umurunda değildir kendinden başkası. Bu sebepten yaşamayan bilemez.

Öyle sosyete cafelerinde, Amerikan kahvemi yudumlarken yazmıyorum size, tepeden…

Alınteri nedir bilmeden, bilgisayar, tablet, telefon başında beğen paylaş twitle olmuyor her şey. Bir devlet yönetmek o kadar kolay iş ise, en çok twit atan 550 kişiye bırakalım yönetimi.

Ah işte, mesela bana bıraksanız her şeyi…

Havuz problemleri bile kalmaz düşünün. Yıllardır sıkılan muslukları açardım… Bin boşalır, yüz doldurur, seneyi çıkaramayız… Ama sorun değil siz mutlusunuz ya…

Bana bıraksanız var ya…

Ücretsiz ulaşım tüm Türkiye’de… Adaleti görün siz… Varsın batsın minibüsçüler bana ne? Benzin, mazot, bedava… Atsınlar eve kadar, hepimizi hayrına…

Bana bıraksanız var ya…

“Öğretmen” diye bir meslek olmazdı. Dönüşümlü derse girerdik… Her şeyi öğretmenden çok iyi biliyoruz ya…

Bana bıraksanız var ya…

“Polis” diye bir meslek kalmazdı. Öldürseler ayırmazdık, girmezdik aranıza… Esrar, tiner, hırsız neyime, yatar uyurduk biz de sizin gibi enine…

Kimse kimseden üstün değil elbette… O kadar hızlı yaşıyoruz ki geçmişi çok çabuk unuttuk.

Bu iki güzide mesleğin değeri ve kültürümüzdeki yeri çok mu önemli, çaycısından, simitçisine, memurundan, öğrencisine önümüzde klavye – mouse, devlet yönetiyoruz biz devlet…

Benim eskiden de şimdi de en değer verdiğim bu iki mesleği, küçümsemeye başladıysanız yol sizin, ben ve benim gibi düşünenler öğretmenleri de polisleri de sırtımızda taşımaya hazırız.

Siz şapkanızı, kasetinizi takın, ucuz siyaset malzemeleri arayadurun…

Yazının başındaki bahsi geçen o sosyal medya tırıvırısında bulunan ve onları destekleyen zihniyet, yarın atanamayan öğretmenlere sahip çıkıyorum diye karşınızda olacaktır.

Esen kalın…

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

You may also like...