Happy Valentine’s day, ey Müslüman!

Öncelikle hepinizin “Valentine’s day” inizi kutlar; büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öperim.

Happy Valentine’s day…

“Sevgililer gününüz kutlu olsun.”

Bu ne demek şimdi demeyin. Çok çeviri programı kullandım. Sevgililer günü’nün İngilizcesine “Valentine’s day” dediler. Peki, “Sevgili”nin İngilizcesi nedir dedim? “Dear” dediler.

Fesubhanallah.

Oldum olası takığım şu İngilizce’ye… Bir bit yeniği arıyorum ya; hindiye kasten “turkey” ya da Türkiye’ye kasten “Turkey” dediklerini düşündüğüm gibi…

Ne de olsa adamlar, “His story” lerini yazıp yazıp da bize tarih (history) diye yedirmişler ya o mesele.

“Onların hikâyeleri!”

Sonra merak etmiş gibi yaptım. Araştırdım, “Neden sevgililer gününü kutlar bu dünya?” diye. “Kimmiş, şu sevgili anlamına gelen Valentine?” diye…

Büyük ihtimalle, bu yazıdan sonra kimileri beni “geri kafalı” olarak nitelendirecek, önlemimi alayım.

Karşı değilim ha yanlış anlamayın. Yeni nesilim ben, son modelin bir önceki…

Çağdaş, medeni, modern, ilerici, öğretilen(!) her şeyi bilen, gerici olmayan nesil…

Devam edelim.

Valentine hakkında, çeşitli dedikodular var. Kendi kaynaklarına baktım, onların da bir şeyden haberi yok. Kimi, Romalı bir papaz olan Valentine’yi gösteriyor; kimisi kilisenin resmen tanıdığı Aziz Valentine isminde birini işaret ederken, kimisi ise sıradan ama sevilen bir şahıs olduğunu belirtiyor. Kimi kaynaklarda geçen iddialara göre pek bir sapık birisi olduğu belirtiliyor. Kimse kim…

Önemli olan neden sevgililer günü?

En bilinen hikâyesi:

14 Şubat, Roma için çok önemli bir gündü. Roma tanrı ve tanrıçalarının kraliçesi olan Juno’ya duyulan saygıdan dolayı tatil yapılırdı. 15 Şubat gününde ise Lupercalia Bayramı, halkın genç nüfusu için büyük önem taşıyordu. Bunun nedeni ise yaşantıları kesin kurallar ile sınırlandırılmış, bunun doğal sonucu olarak bir birliktelik yaşama şansı olmayan bu gençler, sadece bu bayram süresince bile olsa birbirlerinin partneri oluyorlardı. Hangi genç bayanın, hangi genç erkek ile bir çift oluşturacağı bir çekiliş ile belli oluyordu… Sonra yasaklandı… Aziz Valentine isminde bir papaz, gizlice çiftleri evlendirmeye devam etti… Yakalandı ve idam edildi, falan, filan…

MS.270 yılının 14 Şubatı Hıristiyan şehitliğine gömüldü. Aynı zamanlarda Roma’daki putperestler, şubat ayı içinde kutlanan Lupercalia Bayramı’nı, kendi putperest tanrıları için kutluyorlardı. Bayram öncesi yapılan geleneksel çekilişi ise seremoniye bağlı kalarak kendileri için uygulamaya başladılar

O gün bugündür, her yılın 14 Şubat’ı, Sevgililer Günü olarak kutlanmaya devam ediyoruz.

İyidir hoştur. Biz de “sünnettir” diyerek, hediyeleşerek bu günü kutluyoruz. Sevgimizi gösteriyoruz, paylaşıyoruz…

Yılbaşında Noel’e, Şubatta Valentine’ye, Nisan’ın ilk günü hile gününe… Nereye kadar?

Bana “Hangi devirde yaşıyorsun?”, “Kültürler birbirine geçmiş” demeyin. Neden hep bize geçirdiler kültürleri?

Neden hep biz Batı’ya uyuyoruz?

Yoksulu doyurmak, yoksulu anlamak, iyilik yapmak, yiyeceğini paylaşmak da güzel bir şey değil mi tüm insanlık için?

Ramazanda, Kurbanda; en azından bu insani boyutundan yola çıkarak, neden Batı bize eşlik etmez?

Yediğinden, içtiğinden kısıp; evinin, eşinin, çocukların her türlü ihtiyaçlarını gidermeye çalışan bir evin babası, “Sen eşini artık sevmiyorsun…” “Çünkü ona hediye almıyorsun…” dürtüleri ile hatta geçen reklamlarda karşılaştığım o tehlikeli “Yoksa eşin, sevgilin değil mi?” anlamındaki bir soru ile karşı karşıya bırakılarak, kutlamamanın büyük bir ayıp olduğu şeklinde öğretilmektedir.

Alın, verin… Ekonomiye can verin. Helal hoş olsun. Elbette; ne benden size ne, ne sizden bana ne, ama nereye kadar böyle devam edeceğiz? Önümüze her konan yemi yiyecek miyiz? Kurdukları bu düzeni hiç sorgulamayacak mıyız?

Biz sevgililere, nişanlılara, evlilere illa bir gün gerekiyorsa, o gün; sevgiyi, sevgiliyi tanıdığımız ilk gündür.

Ama o günün; bugün, yani Aziz Valentine’nin günü olmadığı kesin.

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

You may also like...