Öyle bir devirdi ki

Öyle bir devirdi ki;

Birlikte çekirdek çıtladığımız çocukların, lüks sofralarda yedikleri menüleri görür olmuştuk hepimiz sanal alemlerde… Eskiden ailece bir öğün yedikleri miktarla, bugün bir kişi doymuyordu! Çokça zenginleşmiş ata sözlerini bile tersine çevirmiş; yedikleri de önlerinde idi yemedikleri de…

Öyle bir devirdi ki;

Ama aynı ama farklı mahallelerde birlikte top koşturduğumuz, misket yuvarladığımız çocuklar; kütüphaneler dolusu kitapları okumuş, her alanda uzmanlaşmış, bilge adamlar olmuş, biz halen Necip Fazıl’ın Çöle İnen Nur’unu bitirememiştik.

Öyle bir devirdi ki;

Bizden sonra gelenler, bize tur bindirmiş gibi önümüze düşer olmuştu her olduğumuz kulvarda… Cüzdan çalana hırsız, emek çalana zeki diyorlardı. Ne bir delil ne de tanık… Temiz işti…

Öyle bir devirdi ki;

Herkes herkesten, herkes de herkesten şikayetçi idi…

En çok da şirketlerin, vakıfların, devletlerin insan gibi yönetilmediğinden yakınırdı herkes…
Ah biz olsaydık!

Durum bambaşkaydı…

Aksine…

İyi yönetilmeyen insandı!

İnsan kendini bir şirket gibi yönetmeliydi.

Hiçbir gün zarar etmemeli, ettiyse zarar ders almalıydı. Yarına sıkı sarılmalı, belli bir misyonu, ilkeleri ve vizyonu olmalıydı.

İnsan kendini bir vakıf gibi yönetmeliydi.

Yönetimi beyinden değil gönülden olmalıydı. Kendinden başka herkesi düşünmeliydi insan, dünyalık zararları kâr, dünyalık kârları zarar saymalıydı.

İnsan kendini bir devlet gibi yönetmeliydi.

Yalnız Yaradan’ına bağlanıp, kula boyun eğmemeliydi insan. Rehberi yalnız Kur’an ve Sünnet olmalı, örfüne, değerlerine bağlı yaşamalıydı her daim.

İyiliklerin kazanç, kötülüklerin kayıp sayılmadığı bir yaşam biçimi boşaydı ve “İki günü eşit olan ziyandadır” diye uyarılan insanlığın, her geçen gün dünden daha zararda olma çabası hiç akıllıca değildi.

  • O eskidendi…
  • Hangi devirdeyiz?
  • Enayi miyiz?
  • Herkes böyle…
  • Bana ne…
  • Sana ne…

İnsanlığın ölürken duyduğu son sözler…

Öyle bir devir ki;

Güneş bile soğudu…
Silindi asfalttan tebeşir izleri
Kale diyecek taş da kalmadı
Misketi nişanlayacak kuyu da…
O vakitler
“Aldım, verdim, ben seni yendim” vardı.
Almak da gitti
vermek de…

Yenmek kaldı!

Öyle bir “devirdi” ki insan insanı…
Tükeniyor nesiller…
Tüm kalan insanlar hesabı bırakmalı, “kitabı” değil!
Olacaksa bir hesap… Kendi hesabı için, Yaradan için çalışmalı insan… Gece gündüz…

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir