Yaylalar

Hatırlarım dün gibi!
Gaz lambasının dibinde
Yer sofrasının ortasında peynir eritmesi
Etrafında dizili mısır ekmekleri
Ve aralarında ev nüfusu kadar çay…
Hele sadece TRT Trabzon radyosunu
Yer yer de Gürcistan kanallarını çeken radyomuzu açtık mı?
Değemezdiler keyfimize…

Hatırlarım dün gibi!
Kuş üzümü yemeye giderdik çocukken
Tane tane toplardık kuş gibi dallardan
Başka türlü de toplanmıyor ki meret
Dudaklarımız boyanır birbirimize gülerdik makyaj mı yaptın diye
Evlerimize gelirdik tıka basa doyunca
Epeydir yoktuk ya evde
Annelerimiz bizi karşılardı yaylanın girişinde
Hepimiz mor dudaklı, rüküş bir halde
Ellerimizde dallarını kırıp demet yaptığımız kuş üzümlerini
Rüşvet niyetine ‘Anne al sana getirdim’ derdik
Yer miydi orası meçhul!

Hatırlarım dün gibi!
Yayla inişinin yaklaştığını haber verirdi
Gastumra denen çiçekler
Yayla sevdalıları sevmezdi bu çiçekleri
Zaten bir çocuklar severdi renginden.
Son gün ateşler yakılırdı
Ahşap evler arasındaki düzlükte
Akordeon, tulum çalınır
Horon tepilir, yankılanırdı türküler dağ yamaçlarında
Bütün yaz boyunca biriken ahır süpürgelerini
Bir meşale gibi yakar, karanlığı bölercesine yürürdük sıralanıp
Yaylanın en uzak pınarına…

Hatırlarım dün gibi!
Güneşi uyandırırdık sabah
Fısıldardık kulağına “Kalk hadi biz gidiyoruz”
Bir sevdanın bitişiydi bu
Artık ne kuş üzümlerinin tadı vardı ne de son bardak çayın
Yayla yolunda dizili inek sürüleri
Yaylanın son gözüktüğü yere kadar ıslak gözlü ve artlarına bakan insanlar
Dillerdeyse son türkü

Giderim gidişimdir
Tirene binişimdir
Ya gelirim ya gelmem
Belki son görüşümdür…

Sosyal medyada paylaşın
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

You may also like...